top of page


Aynı Gökyüzüne Bakanların Güncesi
Sahne sanatları, sinema, edebiyat ve hayata dair kişisel izlenimler.
SON EKLENEN YAZILAR


EDUSA: KUSURSUZ BİR OPERA DENEYİMİ
Bazı temsiller daha ilk dakikasında kendini belli eder. Müzik tam yerini bulmadan, sahne ilk görüntüsünü seyirciye bırakırken, o akşamın sıradan geçmeyeceğini anlarsın. Edusa benim için tam olarak böyle bir deneyimdi. Opera başlar başlamaz sahneye kilitlendim. Dikkatim bir an bile dağılmadı. Gözüm de kulağım da sürekli sahnedeydi. Hiç tereddütsüz söyleyebilirim, hayatımda izlediğim en güzel operaydı. Bende bıraktığı etki yalnızca iyi bir temsil izlemiş olmanın memnuniyeti değ
Uğur Yelmez
7 gün önce13 dakikada okunur


KÜLLER KÜLLERE
Müphem Tiyatro’yu ve Cem Burçin Bengisu’yu ilk olarak Lie Low ile tanımıştım. O oyunu izlemek için uygun bir gün kollarken Schneidertempel Sanat Merkezi’ndeki Küller Küllere karşıma çıktı. Ben de Müphem Tiyatro’ya yazarak oyuna gelmek istediğimi ve izlenimlerimi paylaşmayı düşündüğümü söyledim. Onlar da çok sıcak bir şekilde dönüş yapıp beni oyunlarına davet ettiler. Oyuna gideceğim hafta haber siteleri İstanbul’un o hafta yalnızca on yedi saat güneş göreceğini yazıyordu. Şi
Uğur Yelmez
6 Nis7 dakikada okunur


KIRILDIĞIMIZ YERDE Bİ' BOŞLUK: İKİ KİŞİLİK BİR OYUNDAN ÇOK DAHA FAZLASI
Melih Salgır, yönetmen olarak gerçekten çok beğendiğim bir isim. Ben Zek’i izledikten sonra bunu kendi içimde çok net bir şekilde hissetmiştim. O oyundan sonra, ilk fırsatta Kırıldığımız Yerde Bi’ Boşluk’u da izlemek istedim ve kendisiyle iletişime geçtim. Zaten benim tiyatro planlarımda en sık yaşadığım şeylerden biri gün ve saat uyumsuzluğu oluyor. Görmek istediğim işler çoğu zaman ya çok geç saatte başlıyor ya da dönüşü zor bir güne denk geliyor. Bu yüzden Kats Sahne’deki
Uğur Yelmez
31 Mar7 dakikada okunur


BENCE KATİL ÖLDÜRDÜ: YAĞMURLU BİR BEYOĞLU GÜNÜNDE BAŞLAYAN KEYİFLİ BİR TİYATRO AKŞAMI
Beyoğlu o gün sanki şehrin geri kalanından biraz kopmuş gibiydi. Yağmur aralıksız yağıyor, Taksim Meydanı’nda ancak birkaç Japon turist dolaşıyor, köşelerde de şeffaf şemsiyeler satan çocuklar bekliyordu. Kalabalığın çekildiği, sesin biraz azaldığı, ıslak kaldırımların ışığı daha fazla yansıttığı böyle günlerde tiyatroya gitmenin bende ayrı bir hissi oluyor. O gün de tam olarak öyleydi. Hava dışarıda soğuk, meydan tenha, şehir biraz içine kapanıktı. Ben ise ilk kez İstanbul D
Uğur Yelmez
31 Mar5 dakikada okunur


THIS IS LIVING, İKİ OYUNCUYLA KURULAN GÜÇLÜ BİR DÜNYA
Her şey 27 Mart Dünya Tiyatro Günü’nde Aykut Temel’in This Is Living oyunu için davet mailini almamla başladı. Dünya Tiyatro Günü’nde bir tiyatroya davet edilmek zaten başlı başına güzel bir tesadüftü. Üstelik normalde cuma günleri ofiste olmama rağmen o gün evdeydim ve hiçbir işim yoktu. Akşam için hazırlanırken içimde sadece tatlı bir heyecan vardı. O gecenin bu kadar maceralı geçeceğini ise elbette bilmiyordum. Ne giyeceğime karar verdikten sonra daha dinç hissetmek için
Uğur Yelmez
30 Mar6 dakikada okunur


THE BEAUTY
The Beauty, daha ilk bölümden itibaren ne yapmak istediğini açıkça belli eden dizilerden biri. Seyirciyi yavaş yavaş hazırlayan, temposunu sonradan yükselten bir yapısı yok. Aksine, sert, hızlı ve doğrudan bir giriş yapıyor. Bu da dizinin dünyasına çok kısa sürede kapılmayı kolaylaştırıyor. Daha ilk andan itibaren burada yalnızca estetik bir dünyanın anlatılmayacağını, güzelliğin arzu edilen bir şey olmaktan çıkıp neredeyse tehlikeli bir takıntıya dönüştüğü bir hikâye izleyec
Uğur Yelmez
26 Mar3 dakikada okunur
bottom of page