NİLAY TAHİROĞLU
- Uğur Yelmez
- 10 Tem
- 3 dakikada okunur

Bale, Türkiye’de çoğu zaman dar bir çevrenin takip ettiği bir alan gibi görülüyor. O yüzden Nilay Tahiroğlu’nun Bolşoy’dan özel diploma ödülüyle dönmesini yalnızca kısa bir başarı notu olarak geçmek istemedim. Çünkü bu sonucun içinde, Türkiye’den yetişmiş bir balerinin dünyanın en önemli bale sahnelerinden birinde adını duyurması var.
Nilay Tahiroğlu, 15. Uluslararası Moskova Bale Yarışması’nda finale yükseldi ve Bolşoy Tiyatrosu’nun Tarihi Sahnesi’nde özel diploma ödülüne layık görüldü. Bolşoy, bale dünyasında yalnızca büyük bir sahne değil; aynı zamanda birçok dansçı için kariyerinin en zorlu ve en prestijli duraklarından biri. Bu yüzden orada sahneye çıkmak bile başlı başına büyük bir deneyimken, finale kalmak ve resmi sonuç listesinde ödülle yer almak ayrıca dikkat çekici.
Burada “özel diploma ödülü” ifadesini de açmak gerekiyor. Bu ödül, sıradan bir katılım belgesi değil; yarışmanın resmi sonuçlarında yer alan ve jüri tarafından ayrıca takdir edilen bir derece. Nilay Tahiroğlu’nun adının bu listede Türkiye adına yer alması, onun Bolşoy sahnesindeki performansının uluslararası bir jüri tarafından fark edildiğini gösteriyor. Bence bu, madalya alıp almamaktan bağımsız olarak çok kıymetli bir başarı.
Bu yılki yarışmanın Türkiye açısından dikkat çeken bir başka tarafı da Tan Sağtürk’ün jüride yer almasıydı. Bolşoy’da jüri koltuğunda Türkiye’den bir ismin bulunması ve aynı yarışmada Nilay Tahiroğlu’nun özel diploma ödülüyle anılması, bu tabloyu benim için daha da anlamlı hale getiriyor. Türkiye’de balenin geçmişini, bugününü ve dünyayla kurduğu bağı düşünürken, Tan Sağtürk’ün bu hafızadaki yerini bir gün daha geniş bir yerden konuşma isteği de içimde kalıyor. Nilay Tahiroğlu’nun Bolşoy sahnesinde kendi emeğiyle görünür olan bu başarısı ise Türkiye’de balenin bugünü adına ayrıca kıymetli bir yerde duruyor.
Nilay Tahiroğlu’nun bu başarısı bana şunu da düşündürdü: Türkiye’de bale hala hak ettiği ilgiyi görmekte zorlanıyor. Oysa böyle sonuçlar, bu sanatın ne kadar güçlü bir emek, disiplin ve temsil alanı olduğunu yeniden hatırlatıyor. Bir dansçının yıllarca süren çalışması bazen birkaç dakikalık performansla görünür oluyor; o birkaç dakika da yalnızca kişisel bir başarıya değil, ülkesinin adının uluslararası bir sahnede duyulmasına dönüşebiliyor.
Bolşoy deneyiminin ardından Gökyüzü Güncesi’ne konuşan Nilay Tahiroğlu’na, bu özel yolculuğunu bizimle paylaştığı için içtenlikle teşekkür ederim. Şimdi sözü ona bırakıyorum.

Bolşoy Sahnesi’ne ilk çıktığınız anda içinizden geçen ilk düşünce neydi?
Bolşoy Sahnesi bugüne kadar çıktığım en büyük sahne ki bale dünyasında da çıkması çok özel ve önemli bir sahne. Bu sahnede var olabilmek, bu sahnenin tozunu yutabilmek çok özel. Tabii ki bu sahnede dans ediyor olmanın verdiği sorumluluk düşüncesi olsa da bulunduğum her bir anın keyfini çıkarmaya çalıştım.
Bolşoy’da özel diploma ödülü almak sizin için ne ifade ediyor?
Moskova Bale Yarışması, 4 yılda bir gerçekleşen en eski ve prestijli yarışmalardan biri. Burada geçtiğim her turun bile önemi çokken bir özel diploma ödülüyle dönebilmek, kendi adıma ve ülkem adına çok gurur verici olduğunu düşünüyorum. Elbette kariyerim açısından da çok önemli bir ödül.
Yarışma sürecinde sizi en çok zorlayan şey ne oldu?
Bolşoy Tiyatrosu, 4 derecelik eğimi olan ve çok büyük bir sahne. Burayı tek başıma bir solo yaparken doldurmaya çalışmak, dengeyi sağlamak elbette en zor şeylerdendi. İlk soruda bahsettiğim gibi hissettiğim sorumluluk duygusu benim için zor ama kendimi bulmaya çalıştığım keyifli kısımlardan biriydi.
Uluslararası bir sahnede Türkiye’yi temsil etmek size nasıl hissettirdi?
Bu yola çıkmak bile benim için bir cesaret göstergesi. Çok mutlu ve gururluyum, umarım en iyi şekilde ülkemi temsil etmeye devam ederim.
Bale yolculuğunun başındaki genç dansçılara tek bir tavsiye verseniz ne olurdu?
Ne istediğini bilmek ve o yolda hiçbir şekilde pes etmemek, cesaretli olmak ve bunların yanında da her zaman istikrarlı bir şekilde çalışmaya devam etmek. Bu şekilde güçlü bir dansçı profili yaratılabileceğini düşünüyorum.

Nilay Tahiroğlu’yla yaptığımız bu söyleşi, benim için yalnızca Bolşoy’a uzanan bir yolculuğu dinlemek değil; aynı zamanda bir sanatçının kendi hikayesine nasıl baktığını görmek açısından da çok kıymetliydi. Bazen sahnede izlediğimiz bir performansın ardından geriye yalnızca alkış, sonuç ya da kısa haber cümleleri kalıyor. Oysa o anın içinde bir insanın bakışı, heyecanı, hafızası ve kendi yolunu tarif etme biçimi de var.
Gökyüzü Güncesi’nde bu tür buluşmaları özellikle önemsiyorum. Çünkü bir sanatçının kendi cümleleriyle anlattığı deneyim, sahnede gördüğümüz anı başka bir yerden tamamlıyor. O performansın arkasındaki düşünceyi, duyguyu ve yolu duymak, izleyiciyle sanatçı arasında daha gerçek bir temas kuruyor.
Nilay Tahiroğlu’nun cevapları da bu teması benim için güçlendirdi. Onu yalnızca uluslararası bir yarışmanın sonuç listesinde değil, kendi heyecanı, gözlemleri ve anlatısıyla da tanımak bu söyleşinin en güzel taraflarından biri oldu.
Bu özel sohbet için Nilay Tahiroğlu’na bir kez daha teşekkür ederim. Umarım Gökyüzü Güncesi’nde açılan bu alan, baleye merak duyanlar kadar bugüne kadar baleye uzaktan bakanlar için de yeni bir karşılaşmaya dönüşür.
UĞUR YELMEZ




Yorumlar