top of page


SAHNE SANATLARI TÜM YAZILAR


İSTANBUL GENÇ BALE TOPLULUĞU’NDAN DÖRT MEVSİM
Bugün Süreyya Operası’nda, İstanbul Genç Bale Topluluğu tarafından sahnelenen Dört Mevsim temsilini izledim. Matineye Mayo Store’un davetlisi olarak katıldım; temsil öncesinde Matthew Solovieff’in de nazik davetiyle karşılaşmak ayrıca beni mutlu etti. Bu güzel davet ve temsili izleme fırsatı için teşekkür ederek yazıya başlamak isterim. Dört Mevsim, Vivaldi’nin çok bilinen eserlerinden biri olduğu için sahnede nasıl bir karşılık bulacağı ister istemez merak uyandırıyor. İlkb
Uğur Yelmez
29 Haz8 dakikada okunur


MERCAN SELÇUK DANS TOPLULUĞU "DANS GALA" GECESİ
İzlediğim ilk bale temsili, İstanbul Genç Bale Topluluğu tarafından sahnelenen bir gösteriydi. Belki de bu yüzden baleyi her zaman çocuklara ve gençlere biraz daha fazla yakıştırdım. Bunun nedenini tam olarak açıklayamıyorum. Profesyonel dansçılarda gördüğümüz teknik kusursuzluğun dışında, genç dansçıların sahneye taşıdığı çok başka bir samimiyet var. Yüzlerindeki gülümsemeyi henüz gizleyememeleri, bazen bir harekete birkaç saniye geç kalmaları ya da koreografinin içinde bir
Uğur Yelmez
27 Haz7 dakikada okunur


NOTRE DAME’IN KAMBURU
Bazı eserlerin adını duyduğunuzda, daha salona girmeden önce zihninizde belli bir beklenti oluşuyor. Notre Dame’ın Kamburu da benim için böyle eserlerden biri. Victor Hugo’nun Notre-Dame de Paris romanından uyarlanan bu hikâye; Quasimodo, Esmeralda, Notre Dame Katedrali ve dışlanmışlık duygusuyla yıllardır farklı sanat dallarında yeniden yorumlanan çok güçlü bir anlatı. Bu yüzden oyuna giderken merakım yüksekti. Çünkü bu kadar bilinen bir eseri sahneye taşımak kolay değil. H
Uğur Yelmez
24 Haz5 dakikada okunur


LYGOS KUYUSU
Lygos Kuyusu’nun sosyal medya hesabını gördüğümde gece yarısıydı. Daha ilk anda bunun başka bir iş olduğunu anlamıştım. Bazen bir oyunun afişinden, renginden, taşıdığı havadan sana bir şey geçer ya, Lygos Kuyusu’nda da öyle oldu. O gece rüyamda Tiyatro Lygos’un profilinde dolaşan, beyaz saçlı, siyahlara sarılı o yaşlı adamı gördüm. Sabah uyandığımda yaptığım ilk şey bilet almak oldu. Bunu süslemek için söylemiyorum; gerçekten çağrılmış gibi hissettim. Bir de şu var: Lygos Ku
Uğur Yelmez
10 Haz6 dakikada okunur


KUĞU GÖLÜ
Bale denilince aklıma hep Kuğu Gölü gelirdi. Daha temsili izlemeden önce bile bu eserin zihnimde ayrı bir yeri vardı. Özellikle dört kuğunun birbirine tutunarak yaptığı o meşhur bölüm, asıl adıyla Danse des petits cygnes, yani Küçük Kuğular’ın pas de quatre koreografisi, baleyi hiç yakından takip etmeyen birinin bile bir şekilde karşısına çıkmış görüntülerden biridir. İDOB’un bu eseri sahneleyeceğini duyunca, sıkı bir sahne sanatları seyircisi olarak izlediğim eserlerin arası
Uğur Yelmez
10 May7 dakikada okunur


LOOP
Loop’u ilk duyduğumdan beri merak ediyordum. Bazen bir oyuna gitmeden önce hakkında çok fazla şey bilmeseniz bile adı, konusu, oyuncuları ve etrafında oluşan konuşmalar sizi kendine çeker. Loop da benim için öyle oldu. Özellikle insanın kendi hayatında tekrar tekrar aynı yere dönmesi, bir şeyleri geride bıraktığını sanırken aslında onları yanında taşıması fikri bana en başından beri ilgi çekici gelmişti. Oyunu sahnede izleme fırsatını ne yazık ki yakalayamadım. Ama aklımın b
Uğur Yelmez
29 Nis5 dakikada okunur


UÇAN HOLLANDALI
Uçan Hollandalı, bizim topraklarımıza ait bir figür değil. Ama buna rağmen adını bir yerlerden duymuş olmamak neredeyse imkânsız. Kimimiz onu eski denizci efsanelerinden biliriz, kimimiz Karayip Korsanları serisinden hatırlarız, kimimiz de yalnızca hayalet bir gemiyle sonsuza dek denizlerde dolaşmaya mahkûm edilmiş bir kaptan imgesi olarak zihninde taşır. Benim için de Uçan Hollandalı, sahneye çıkmadan önce bile merak uyandıran bir hikâyeydi. Üstelik daha önce La Traviata’da
Uğur Yelmez
26 Nis7 dakikada okunur
bottom of page