MARILYN MONROE

Marilyn Monroe, dünya sinema tarihinin en tanınan yüzlerinden birinin ardındaki Norma Jeane’e bakmaya çalışan tek kişilik bir oyun. The House Seat aracılığıyla izlediğim yapımın metnini Ceylan Yılmaz yazıyor ve Marilyn Monroe’yu da yine kendisi canlandırıyor. Yönetmenliğini Metin Yıldız’ın üstlendiği oyunda Gökay Süngü’nün müzikleri ve Ela Güldüren’in ışık tasarımı yer alıyor. Metin Yıldız aynı zamanda dekor tasarımını, Ceylan Yılmaz ise koreografiyi üstleniyor.
Marilyn Monroe’nun hayatı tek başına oldukça geniş bir malzeme sunuyor. Çocukluğu, annesiyle ilişkisi, koruyucu ailelerde geçen yılları, genç yaşta yaptığı ilk evlilik, Hollywood’a uzanan kariyeri, aşkları, evlilikleri, kayıpları ve şöhretle kurduğu sancılı ilişki oyunun farklı noktalarında karşımıza çıkıyor. Metin, bütün bunları baştan sona sıralanan klasik bir biyografi gibi anlatmak yerine Marilyn’in zihninden açılan parçalar üzerinden ilerliyor. Dünyanın tanıdığı Marilyn Monroe ile o görüntünün ardında kalan Norma Jeane arasında gidip gelen bir yapı kuruluyor.
Bu hikayenin sahne için oldukça iyi bir seçim olduğunu düşünüyorum. Marilyn Monroe yalnızca çok ünlü bir sinema yıldızı değil; yıllar içinde hakkında sayısız hikaye anlatılmış, görüntüsü neredeyse kendisinden bağımsız bir simgeye dönüşmüş biri. Dolayısıyla sahnede onun hayatını anlatırken hem herkesin bildiği Marilyn’e hem de o görüntünün arkasındaki kadına bakabilmek mümkün. Üstelik bu, Ceylan Yılmaz için yalnızca kendisine verilen bir rol değil. Oyunu kendisi yazmış, koreografisini hazırlamış ve birkaç sezondur sahnelemeye devam ediyor. Yılmaz, 2024 yılında verdiği bir röportajda oyunu bir önceki yıl yazıp oynamaya başladığını ancak hamileliği nedeniyle fazla sahneleyemediğini anlatıyor.
Benim oyunla ilgili en büyük çekincem ise bu kadar geniş bir hayat hikayesinin tek kişilik bir yapım içinde anlatılmaya çalışılmasından kaynaklandı. Tek kişilik oyunlarda oyuncuyla seyirci arasındaki bağ kadar metnin ritmi de çok önemli. Oyun bir saati aştığında bu daha da belirgin hale geliyor. Marilyn’in hayatındaki pek çok kişinin, ilişkinin ve kırılma noktasının seyirciye aktarılması gerektiği için Ceylan Yılmaz uzun bölümlerde anlatıcı konumunda kalıyor. Bir süre sonra sahnede yaşananları izlemekten çok Marilyn’in hayatında yaşananları dinlediğimi hissettim. Özellikle sonlara doğru bu yoğunluk benim için biraz yorucu olmaya başladı.
Buradaki sorun bence yalnızca süre de değil. Marilyn Monroe’nun hayatında anlatılabilecek o kadar çok olay var ki oyun sürekli başka bir döneme, başka bir kişiye ya da başka bir acıya geçiyor. Çocukluğundan evliliklerine, Hollywood’dan ilişkilerine, kayıplarından hayatının son dönemine kadar pek çok şey aynı anlatının içine giriyor. Daha önce oyun üzerine yayımlanan bir değerlendirmede de metindeki uzun monolog ve
Marilyn’in hayatından arka arkaya gelen olayların yapının önemli bir parçası olduğuna dikkat çekilmiş. Bana kalırsa bazı bölümlerin azaltılıp birkaç ana kırılma noktasında biraz daha uzun kalınması, hem oyuncuya hem de seyirciye daha fazla alan açabilirdi.

Ceylan Yılmaz’ın sahne hakimiyetini ise başarılı buldum. Sahnenin farklı noktalarını kullanması, dekorla kurduğu ilişki ve hareket alanı tek kişilik bir oyun için önemli bir avantaj sağlıyor. Oyuncunun sahnede kaybolduğu ya da alanın boş kaldığı bir his oluşmuyor. Buna rağmen performansın duygu çeşitliliği konusunda daha fazlasını görmek isterdim.
Benim izlediğim Marilyn çoğunlukla iki belirgin duygu hali arasında gidip geldi. Bir tarafta daha dışa dönük, çekici, hareketli ve insanların tanıdığı Marilyn; diğer tarafta kırılgan, öfkeli ve mutsuz Norma Jeane vardı. Bu iki taraf arasındaki geçişler oyunun tamamında belirgin biçimde hissediliyor ancak bir saati aşan tek kişilik bir performans için bir süre sonra yeterli gelmemeye başladı. Marilyn’in daha sakin, neşeli, mesleğine tutkuyla bağlı, hırslı ya da gündelik taraflarını da oyunculuk içinde biraz daha fazla görmek isterdim. Böyle bir çeşitlilik yalnızca performansın ritmini değiştirmekle kalmaz, Marilyn’i trajedilerinin ötesinde daha katmanlı bir karakter haline de getirebilirdi.
Oyunun görsel tarafında ise tam tersine oldukça güçlü bir bütünlük var. Kostüm ve dekor kullanımını çok başarılı buldum. Marilyn Monroe denildiğinde hemen hatırlanan bazı görüntülerden yararlanılıyor ancak sahne yalnızca bu ikonik görüntüleri yeniden üretmekle yetinmiyor. Yatak, küvet, telefon, ilaçlar ve farklı kostümler Marilyn’in hem herkes tarafından görülen yıldız tarafına hem de daha kapalı ve yalnız dünyasına hizmet ediyor. Dekorun oyuncuya geniş bir kullanım alanı sağlaması da Ceylan Yılmaz’ın sahne üzerindeki hareketini destekliyor.
Ses ve ışık kullanımı da benim için oyunun öne çıkan taraflarından biri oldu. Tek kişilik bir yapımda atmosferin yalnızca oyuncunun performansına bırakılması kolaylıkla tekdüzeliğe dönüşebilir. Burada ise ışık değişimleri, sesler ve müzik anlatının farklı anlarını birbirinden ayırıyor ve sahnenin ritmine destek oluyor. Ela Güldüren’in ışık tasarımıyla Gökay Süngü’nün müzikleri, özellikle anlatının yoğunlaştığı bölümlerde sahnenin canlı kalmasına yardımcı oluyor. Teknik unsurların oyuncunun önüne geçmeden ona eşlik etmesini de başarılı buldum.

Yapımın son dönemde aldığı karşılık da dikkat çekici. Marilyn Monroe, 2026 Direklerarası Seyirci Ödülleri’nde Sinematro yapımı olarak Tableau Oyun ödülüne değer görüldü. Aynı sezon Ekin Yazın Dostları Tiyatro Ödülleri’nde ise Başka Hayat ile birlikte Yılın Tek Kişilik Oyunu ödülünü paylaştı. Ceylan Yılmaz da 2025-2026 FilmSan Tiyatro Ödülleri’nde Yılın Tek Kişilik Kadın Oyuncusu adayları arasında yer aldı.
Marilyn Monroe benim için iyi seçilmiş bir hikayenin, başarılı bir sahne kullanımının ve güçlü teknik unsurların öne çıktığı; buna karşılık tek kişilik anlatının yükünü zaman zaman fazla hissettiren bir oyun oldu. Ceylan Yılmaz’ın sahnedeki enerjisini ve hakimiyetini başarılı bulsam da hem metnin ritminde hem de oyunculuğun duygu skalasında biraz daha fazla çeşitlilik görmek isterdim. Marilyn Monroe gibi hayatının farklı dönemlerinde bambaşka yüzleriyle karşımıza çıkan bir kadının hikayesinde, anlatılan olayların biraz azaltılıp bazı anların daha uzun yaşanmasına izin verilmesi oyunu benim için çok daha etkili bir noktaya taşıyabilirdi.
Marilyn Monroe yeni sezonda da seyirciyle buluşmaya devam ediyor. Güncel programa göre oyun 25 Eylül 2026 Cuma ve 10 Ekim 2026 Cumartesi günleri saat 20.30'da Mahal Art Galata sahnesinde izlenebilir.
UĞUR YELEMZ




Yorumlar