SANATÇISI BELİRSİZ* İVİ BURADAYDI

Gösterim bilgisi: 3-4 Kasım 2026’da Arter Karbon’da, 17 Kasım 2026’da Bakırköy Leyla Gencer Opera ve Sanat Merkezi’nde sahnelenecek. Yaklaşık 85 dakika süren oyunda ara verilmiyor.
Bir tablonun arkasında sanatçının adı açıkça yazılıyken, eser neden yıllar boyunca “Sanatçısı Belirsiz” ifadesiyle sergilenir? Sanatçısı Belirsiz İvi Buradaydı*, bu sorudan yola çıkarak İstanbul doğumlu Rum ressam İvi Stangali’nin kaybolan izlerini sahne üzerinde yeniden bir araya getiriyor.
İvi Stangali, 1922 yılında İstanbul’da doğdu. Güzel Sanatlar Akademisi’nde Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun atölyesinde eğitim aldı ve Türk resim tarihinde önemli bir yere sahip olan Onlar Grubu’nun kurucuları arasında yer aldı. Homeros’un İlyada eserinin ilk Türkçe baskılarının resimlenmesinde çalıştı ve dönemin İstanbul sanat çevresinde aktif biçimde üretim yaptı.
Hayatının yönü 1964 yılında değişti. Türkiye ile Yunanistan arasında Kıbrıs nedeniyle yaşanan siyasi gerilimin arttığı bu dönemde, Yunanistan uyruğunda bulunan binlerce Rum gibi İvi de Türkiye’den ayrılmak zorunda bırakıldı. Kucağında bir yaşındaki kızı, yanında sınırlı miktarda para ve yalnızca yirmi kiloluk bir valizle Atina’ya gitti. İstanbul’daki hayatını, çevresini ve üretim alanını geride bıraktı.
Ressamlığına dair yanında götürebildiği en önemli belgeler, Bedri Rahmi’nin derslerinde tuttuğu defterlerdi. İstanbul’dan posta yoluyla göndermeye çalıştığı tabloları kayboldu. Sürgünden yalnızca birkaç yıl sonra, kendi arkadaşlarının hazırladığı sanat yayınlarında bile adına yer verilmemeye başlandı. Arkasında adı yazılı olan eserlerinden biri Türkiye’de uzun yıllar boyunca “Sanatçısı Belirsiz” açıklamasıyla sergilendi.
Çiğdem Erdöl’ün yazdığı, Zeynep Özden ve Elif Sözer’in proje tasarımını ve yönetmenliğini üstlendiği oyunda İvi’nin farklı dönemlerine Tilbe Saran, Fulya Peker ve Çağdaş Ekin Şişman hayat veriyor. Üç oyuncunun aynı kadının farklı yaşlarını, parçalanmış benliğini ve hafızasında kalanları canlandırması, İvi’nin hayatının baştan sona ilerleyen sıradan bir biyografi biçiminde anlatılmayacağını gösteriyor.
Açıklanan beş yapım arasında İstanbul’la en doğrudan bağ kuranın bu oyun olduğunu düşünüyorum. İvi bu şehirde doğmuş, eğitim almış ve üretmiş bir sanatçı. Oyunun izini sürdüğü yerler de İstanbul’un sanat tarihine ve şehir hafızasına uzanıyor. Bu nedenle sahnede yalnızca geçmişte yaşamış bir ressamı değil, İstanbul’un zaman içinde kaybettiği insanlardan birini izleyeceğiz.
Beni en çok düşündüren konu ise İvi’nin yalnızca yaşadığı şehirden uzaklaştırılmamış olması. Bir süre sonra adı sanat yayınlarından, sergilerden ve ortak hafızadan da çıkarılıyor. Oyun, bu unutmanın kendiliğinden gerçekleşmediğini gösteriyor. Siyasi kararların, zorunlu göçün ve sanat tarihini yazan kişilerin tercihlerinin bir insanın adını nasıl görünmez hale getirebildiğini sorguluyor.
İvi’nin eserlerinin önemli bir bölümünün kaybolmuş olması da yapımı alışılmış sanatçı biyografilerinden ayırıyor. Ortada baştan sona takip edilebilecek eksiksiz bir arşiv bulunmuyor. Oyun; yarım kalan resimlerden, kayıp belgelerden ve başka insanların hafızasında kalan parçalardan bir hayat kurmaya çalışıyor.
Bu nedenle Sanatçısı Belirsiz* İvi Buradaydı’yı yalnızca bir ressamın yaşamını anlatan biyografik bir oyun olarak görmüyorum. Yapım aynı zamanda İstanbul’un kültürel hafızası, zorunlu göç, aidiyet ve unutulma üzerine düşünme alanı açıyor. Sahne, geçmişte yaşananları temsil eden bir yer olmanın yanında silinmiş bir isme yeniden alan açan canlı bir hafıza mekanına dönüşüyor.
Oyunun başlığındaki yıldız işareti de bu anlatının en güçlü ayrıntılarından biri. “Sanatçısı Belirsiz” ifadesinin yanına düşülen yıldız, unutulmuş bir hayatın dipnotu değil; o ifadeye yöneltilmiş açık bir itiraz gibi duruyor: İvi’nin adı vardı, eserleri vardı ve İvi buradaydı.
UĞUR YELMEZ




Yorumlar