top of page

LA BAYADÈRE

2 gün önce
3 dakikada okunur

İstanbul Genç Bale Topluluğu'nun benim için diğer bale topluluklarından biraz farklı bir yeri var. Çünkü beni baleyle tanıştıran ilk topluluk onlar oldu. İlk bale temsilimi onların sahnesinde izledim ve bugün yeni bir bale prodüksiyonu gördüğümde merak edip araştırmamın, farklı toplulukları ve dansçıları takip etmemin başlangıcı da aslında o ilk karşılaşmaya dayanıyor.


Bu yüzden İstanbul Genç Bale Topluluğu'nun yeni bir eser sahneleyeceğini gördüğümde ilgimi çeken yalnızca eserin kendisi olmuyor. Sahnenin nasıl kurulacağı, Olga Pango'nun rejisinin esere nasıl yansıyacağı ve daha önce aynı toplulukta izlediğim dansçılardan kimlerle yeniden karşılaşacağım da temsil öncesindeki merakın bir parçasına dönüşüyor. Bu kez karşılarında klasik bale repertuvarının en köklü eserlerinden biri olan La Bayadère var.


Marius Petipa'nın koreografisi ve Ludwig Minkus'un müziğiyle 1877 yılında ilk kez sahnelenen La Bayadère, yaklaşık 150 yıldır farklı toplulukların repertuvarında yaşamaya devam ediyor. Hikayenin merkezinde tapınak dansçısı Nikiya ile savaşçı Solor bulunuyor. İkilinin aşkı; verilen sözler, kıskançlık, güç ilişkileri ve onlar adına alınan kararlarla giderek trajik bir yere sürükleniyor. Oldukça eski bir hikaye anlatmasına rağmen aşk, seçimler ve bu seçimlerin sonuçları üzerinden kurduğu çatışmanın bugün de karşılık bulabilmesi, eserin bunca yıl sahnede kalmasının nedenlerinden biri gibi geliyor bana.


La Bayadère'i benim için özellikle merak uyandıran eserlerden biri haline getiren taraflardan biri de Gölgeler Krallığı bölümü. Beyaz kostümler içindeki dansçıların birbiri ardına sahneye girerek aynı hareket düzenini sürdürdüğü bu bölüm, zamanla klasik balenin en tanınan sahnelerinden biri haline gelmiş. Burada dikkat yalnızca bir ya da iki dansçıya yönelmiyor. Bütün topluluğun dengesi, zamanlaması ve birlikte yarattığı görüntü sahnenin etkisini belirliyor.


İstanbul Genç Bale Topluluğu'nu izlerken sevdiğim taraflardan biri de bu bütünlüğü takip etmek. Genç dansçıların tek tek performanslarının yanında bir topluluk olarak nasıl hareket ettiklerini görmek her zaman ilgimi çekiyor. Bu nedenle Gölgeler Krallığı gibi kalabalık kadroyu bu kadar görünür hale getiren bir bölümün onların yorumunda nasıl görüneceğini özellikle merak ediyorum.


Prodüksiyonda eseri Petipa'nın koreografisini temel alarak Dafina Daniloska Kochevska sahneye koyarken rejiyi Olga Pango üstleniyor. Kuzey Makedonya'dan DMBUC Ilija Nikolovski-Luj'un genç dansçıları da topluluğa konuk olarak eşlik edecek. Farklı genç dansçıların aynı prodüksiyonda bir araya gelecek olması, özellikle toplu sahneler düşünüldüğünde temsilin merak uyandıran başka bir tarafı.


Olga Pango'nun rejisini daha önce izlediğim İstanbul Genç Bale Topluluğu prodüksiyonlarından genel olarak seviyorum. Klasik bale çizgisini korurken sahnenin görsel tarafını canlı tutma biçimi ve kalabalık kadroları kullanışı dikkatimi çeken özelliklerinden biri olmuştu. Bu nedenle La Bayadère gibi hem bireysel rollere hem de güçlü topluluk sahnelerine sahip bir eserde nasıl bir sahne dünyası kuracağını görmek istiyorum.


Temsil öncesinde benim için cevabı henüz belli olmayan başka bir konu ise dansçı kadrosu. Perde açıldığında kimlerle karşılaşacağımızı henüz bilmiyorum ve bu belirsizlik gösteriyi benim için biraz daha merak edilir hale getiriyor.


Daha önce İstanbul Genç Bale Topluluğu sahnesinde Matthew Solovieff, Hristina Nakjevska, Buse Babadağ ve farklı prodüksiyonlarda karşıma çıkan başka dansçıları izledim. Aynı topluluğu zaman içinde takip etmenin güzel taraflarından biri de burada ortaya çıkıyor. Bir süre sonra yalnızca yeni bir eser izlemeye gitmiyorsunuz; daha önce dikkatinizi çeken bir dansçının yeniden sahneye çıkıp çıkmayacağını, bu kez hangi rolde karşınıza geleceğini de merak etmeye başlıyorsunuz.


La Bayadère'de bu isimlerden hangilerini yeniden göreceğimi ya da karşıma daha önce hiç izlemediğim genç dansçıların çıkıp çıkmayacağını bilmiyorum. Aslında iki ihtimal de benim için güzel. Tanıdığım bir dansçıyı farklı bir karakterde izlemek, önceki performanslarıyla arasında nasıl bir değişim olduğunu görme fırsatı veriyor. Yeni bir isimle karşılaşmak ise belki bundan sonra özellikle takip edeceğim başka bir dansçıyı keşfetmek anlamına geliyor.


La Bayadère'in daha önce hiç bale izlememiş biri için de güzel bir başlangıç olabileceğini düşünüyorum. Bir bale temsilini izlemek için öncesinde repertuvarı, koreografı ya da bütün teknik ayrıntıları bilmek gerekmiyor. Bazen yalnızca salona girip müziği, dansçıları ve sahnede kurulan dünyayı takip etmek yeterli oluyor. Benim bale izlemeye başlama biçimim de tam olarak böyleydi. Zaman içinde izledikçe eserleri, isimleri ve bale dilini daha yakından tanımaya başladım.


Bu kez de bir tarafta yaklaşık 150 yıllık bir klasik, diğer tarafta onu bugün kendi bedenleriyle yeniden kuracak genç dansçılar var. Esere daha önce hakim olan biri için de ilk kez bale izleyecek biri için de sahnede karşılaşılacak dünyanın ayrı bir merak taşıdığını düşünüyorum.


İstanbul Genç Bale Topluluğu'nun La Bayadère prodüksiyonu 23 Eylül 2026 Çarşamba günü Kadıköy Belediyesi Süreyya Operası'nda saat 17.00 ve 20.30'da sahnelenecek. Ben ise bu temsile biraz daha kişisel bir merakla gideceğim. Beni baleyle tanıştıran topluluğun bugün La Bayadère gibi klasik repertuvarın önemli eserlerinden birine nasıl yaklaşacağını, Olga Pango'nun rejisinin esere nasıl yansıyacağını, Gölgeler Krallığı'nın Süreyya Operası sahnesinde nasıl görüneceğini ve perde açıldığında karşıma hangi dansçıların çıkacağını merak ediyorum.


Belki daha önce izlediğim isimlerden bazılarıyla yeniden karşılaşacağım, belki de ilk kez izleyeceğim bir dansçı o geceden sonra özellikle takip ettiğim isimlerden biri olacak. La Bayadère'i benim için şimdiden beklenen bir temsile dönüştüren şey de biraz bu bilinmezlik.

  UĞUR YELMEZ

Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin
  • Instagram

@gokyuzuguncesiblog

© Gökyüzü Güncesi – Tüm hakları saklıdır.

bottom of page