top of page

HAYAT

6 gün önce
3 dakikada okunur

Yeni sezon yaklaşırken merak ettiğim yapımlardan biri de Hayat. Gözde Gülbudak ile Cihan Gülbudak’ın birlikte yazıp yönettiği oyun, mitolojinin yüzyıllardır anlatılan kadın figürlerinden yola çıkarak kadınlık, suç, iktidar ve kuşaktan kuşağa aktarılan kabuller üzerine düşünüyor. Gözde Gülbudak’ın yaklaşık altı buçuk yıllık bir aranın ardından yeniden sahneye çıkacak olması da oyunu benim için ayrıca merak uyandırıcı kılıyor.


Hayat, başka bir eserden uyarlanan bir metin değil. Gözde ve Cihan Gülbudak’ın birlikte kaleme aldığı özgün bir çalışma. Ancak oyunun dünyası oldukça eski anlatılardan besleniyor. Pandora, Medusa ve Lamia gibi farklı dönemlerde farklı biçimlerde yorumlanmış üç mitolojik figür, bu kez Hayat’ın karşısına çıkan kadınlar olarak anlatının merkezinde yer alıyor.


Hikaye, karnındaki bebeğiyle birlikte öldürülen Hayat’ın kendisini Araf’ta bulmasıyla başlıyor. Burada karşısına Pandora, Medusa ve Lamia çıkıyor. Yüzyıllar boyunca haklarında anlatılan hikayelerde suçlanan, cezalandırılan ya da canavarlaştırılan bu kadınlar, zaman içinde yalnızca kendilerine biçilen rollerin mağdurları olarak kalmamış; o anlatıların dilini ve kurallarını da içselleştirmişler.


Hayat’ın onlarla karşılaşması ise bu eski hikayeleri yeniden hatırlatmanın ötesine geçiyor. Oyun, farklı dönemlerden kadınların deneyimlerini aynı zeminde buluşturarak kadınlara biçilen rollerin ne kadar değiştiğini, ne kadarının ise farklı biçimlerde varlığını sürdürdüğünü sorguluyor. Susmakla konuşmak, sevmekle terk etmek, bilmekle bilmemek arasında kadınların sürekli başka bir beklentiyle karşı karşıya bırakılması metnin üzerinde durduğu meselelerden biri.


Pandora, Medusa ve Lamia’nın hikayeleri de tam bu noktada önem kazanıyor. Bu karakterlerin yüzyıllar boyunca nasıl anlatıldığına bakıldığında korkulan, suçlanan ya da cezalandırılan tarafın çoğu zaman kadın olduğu görülüyor. Hayat ise onların karşısına tek bir kimlikle çıkmıyor. Farklı zamanlardan ve farklı yaşam biçimlerinden kadınların suretlerine bürünerek onların karşısına geçiyor. Böylece Araf, yalnızca mitolojik karakterlerin bulunduğu bir yer olmaktan çıkıp geçmişle bugünün birbirine değdiği bir alana dönüşüyor.



Oyunun dikkatimi çeken taraflarından biri de meseleyi yalnızca kadınlarla erkekler arasındaki bir çatışmaya indirgememesi. Hayat’ın karşılaştığı düzen; mitlerden inançlara, aileden gündelik dile kadar uzanan daha eski ve yerleşik bir düşünme biçimiyle ilişkilendiriliyor. İnsanların zaman içinde öğrendiği, birbirine aktardığı ve kimi zaman farkında olmadan yeniden ürettiği yargılar da oyunun sorguladığı alanlardan biri olarak karşımıza çıkıyor.


Hayat’ı sahnede Gözde Gülbudak canlandırıyor. Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Oyunculuk Bölümü mezunu olan Gülbudak, daha önce Moda Sahnesi ve İstanbul Devlet Tiyatrosu’nda çalıştı; Parrhesia, Antigone ve Bir Halk Düşmanı gibi yapımlarda yer aldı. Uzun süredir sahneden uzak olan oyuncu, bu kez yalnızca oyuncu olarak değil, metnin yazarlarından ve yönetmenlerinden biri olarak geri dönüyor.


Bu dönüşün oyunun hikayesiyle kesişen kişisel bir tarafı da var. Gülbudak, Hayat’ta hamile bir kadını canlandırırken kendisi de hamile. Oyuncunun kendi yaşamıyla canlandırdığı karakter arasında kendiliğinden oluşan bu paralelliğin sahnedeki karşılığının nasıl olacağı da oyuna dair merakımı artıran ayrıntılardan biri.


Cihan Gülbudak ise metnin ortak yazarlığı ve yönetmenliğinin yanında sahne ve görüntü tasarımını da üstleniyor. Bu anlamda Hayat, yazımından sahne üzerindeki görsel dünyasına kadar iki ismin birlikte şekillendirdiği bir çalışma olarak hazırlanıyor.


Tek kişilik ve tek perdelik olan oyun yaklaşık 80 dakika sürüyor. Ölümden sonra başlayan bir karşılaşmayı merkezine alsa da Hayat’ın asıl ilgisi geçmişte kalan mitolojik hikayelerden çok, bu hikayelerin bugüne bıraktığı izlerde gibi görünüyor. Pandora’nın, Medusa’nın ve Lamia’nın başına gelenlerden hareketle kadınlara dair anlatıların nasıl kurulduğunu, nasıl aktarıldığını ve neden hala yaşamaya devam ettiğini sorgulayan bir metin bizi bekliyor.


Hayat, 15 Ekim 2026’da Koma Sahnesi’nde seyirciyle buluşmaya hazırlanıyor. Gözde Gülbudak’ın uzun bir aradan sonra sahneye dönüşü, Gözde ve Cihan Gülbudak’ın birlikte kaleme aldığı özgün metin ve mitolojinin tanıdık kadınlarının bugüne uzanan bir yerden yeniden ele alınması, oyunu benim de yeni sezonda merakla beklediğim yapımlardan biri haline getiriyor.


UĞUR YELMEZ

Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin
  • Instagram

@gokyuzuguncesiblog

© Gökyüzü Güncesi – Tüm hakları saklıdır.

bottom of page