top of page

LACRIMA

5 Ağu
2 dakikada okunur

Gösterim bilgisi: 22-23 Ekim 2026, Zorlu PSM Turkcell Sahnesi. Yaklaşık 175 dakika sürüyor ve ara verilmiyor. 13 yaş ve üzeri için uygun olan oyun; Fransızca, Tamilce, İngilizce ve Fransız İşaret Dili ile sahneleniyor, Türkçe üstyazı kullanılıyor.


Bir gelinlik tamamlandığında bütün dikkat onu giyecek kişiye yönelir. Kumaşın nereden geldiğini, dantelleri kimin hazırladığını, nakışların hangi ellerden geçtiğini ya da o elbisenin yetişebilmesi için kaç kişinin kendi hayatından vazgeçtiğini çoğunlukla düşünmeyiz. Caroline Guiela Nguyen’in yazıp yönettiği Lacrima, tam olarak görünmeyen bu emeğe bakıyor.


Hikaye 2025 yılında Paris’te başlıyor. İngiliz kraliyet ailesinden bir prenses için hazırlanacak düğün elbisesi, şehrin seçkin modaevlerinden birine emanet ediliyor. Elbisenin tamamlanabilmesi için Paris’teki moda çalışanlarının, Alençon’da geleneksel yöntemlerle üretim yapan son dantel ustalarının ve Mumbai’deki nakış işçilerinin aylar boyunca büyük bir gizlilik içinde çalışması gerekiyor. Birbirlerini hiç tanımayan, farklı ülkelerde ve farklı şartlarda yaşayan insanların yolları, hiçbirinin giyemeyeceği tek bir elbisenin üzerinde birleşiyor.


Oyunun adı olan “Lacrima”, Latincede “gözyaşı” anlamına geliyor. Bence bu isim, yapımın kurduğu karşıtlığı da oldukça iyi anlatıyor. Bir tarafta kraliyet düğünü, kusursuzluk ve ihtişam bulunurken diğer tarafta o görüntünün ortaya çıkması için yorulan bedenler, aksayan hayatlar ve sessizce ödenen bedeller var.



Benim yapımla ilgili en çok ilgimi çeken nokta, moda dünyasını yalnızca uzaktan suçlayan bir hikaye anlatmaması. Oyundaki insanların yaptıkları işe duydukları bağlılık, başarma istekleri ve içinde bulundukları çalışma şartları bir arada ele alınıyor. Güzel bir şey üretmekten duyulan mutlulukla o güzelliğin insanlardan aldığı bedel arasındaki çizgi giderek belirsizleşiyor.


Paris, Alençon ve Mumbai’de yaşananların aynı anlatı içinde ilerlemesi de elbisenin arkasındaki üretim zincirini görünür hale getiriyor. Aynı ürün üzerinde çalışan insanlar birbirlerinin hayatlarından habersizken, attıkları her dikiş onları biraz daha birbirine bağlıyor. Fransızca, Tamilce, İngilizce ve Fransız İşaret Dili’nin birlikte kullanılması da bu uzaklığı ve parçalanmışlığı sahne dilinin bir parçasına dönüştürüyor.


Lacrima’yı yalnızca moda dünyasıyla ilgili bir yapım olarak görmemek gerektiğini düşünüyorum. Oyun, kullandığımız ve hayranlıkla baktığımız nesnelerin arkasında kimlerin bulunduğunu sorguluyor. Bize ulaşan son ürünü görürken üretim aşamasındaki insanları ne kadar kolay unuttuğumuzu hatırlatıyor.


2024 yılında Avignon Festivali’nde prömiyer yapan ve ardından dünyanın önemli sahnelerine davet edilen Lacrima, 30. İstanbul Tiyatro Festivali’nin de açılış yapımı olacak. Yaklaşık üç saatlik süresi, kalabalık oyuncu kadrosu ve farklı ülkeler arasında ilerleyen hikayesiyle kolayca izlenip geçilecek bir gösteriden çok, seyirciyi kurduğu dünyanın içine çekecek büyük bir sahne anlatısı vadediyor. Festivalin ilk oyunu için güçlü ve merak uyandıran bir seçim olduğunu düşünüyorum.


UĞUR YELMEZ

Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin
  • Instagram

@gokyuzuguncesiblog

© Gökyüzü Güncesi – Tüm hakları saklıdır.

bottom of page