top of page

İREM ERTÜRK


İrem Ertürk, sahnede tek bir kimlikle var olmayı tercih etmeyen sanatçılardan biri. Hem bale geçmişi hem de DJ’lik kariyeriyle, birbirinden uzak gibi görünen iki alanı aynı performans içinde buluşturuyor. Bu yönüyle Technoballet, yalnızca farklı bir sahne fikri değil, aynı zamanda Türkiye’de pek alışık olmadığımız bir birleşimin de karşılığı.


İrem’in hikâyesini ilgi çekici kılan şeylerden biri de baleye çok küçük yaşlarda başlamış olması. Yıllar içinde edindiği sahne disiplini, beden hâkimiyeti ve klasik bale eğitimi, bugün yaptığı işin temelini oluşturuyor. Bunun yanına elektronik müziği ve DJ performansını eklediğinde ise ortaya hem görsel hem de işitsel olarak dikkat çeken yeni bir sahne dili çıkıyor.


Benim için Technoballet’i özel kılan taraf da tam olarak burada başlıyor. Elektronik müzik ve bale, ayrı ayrı çok sevdiğim iki alan. Biri ritmi, enerjiyi ve akışı güçlü biçimde hissettirirken; diğeri bedenin inceliğini, tekniğini ve sahnedeki zarafetini öne çıkarıyor. İrem Ertürk, bu iki dünyayı yan yana getirmekle kalmıyor, onları aynı sahnede birbirini tamamlayan bir yapıya dönüştürüyor.


Türkiye’de elektronik müzik ile baleyi bir araya getiren öncü kadın sanatçılardan biri olarak İrem, yaptığı işle hem cesur hem de özgün bir yerde duruyor. Çünkü Technoballet, yalnızca “bale ve DJ seti” fikrinden ibaret değil. İçinde hazırlık, prova, müzikal seçim, koreografi, sahne enerjisi ve ciddi bir disiplin barındıran bütünlüklü bir performans.


Bu söyleşide İrem Ertürk’le sahneye ve müziğe uzanan yolculuğunu, Technoballet fikrinin nasıl ortaya çıktığını, bir performansın hazırlık sürecini, hem dansçı hem DJ olarak sahnede bulunmanın ona neler kattığını ve Technoballet’in bundan sonraki yolculuğunu konuştuk.



1. Sahneye ve müziğe uzanan yolculuğun nasıl başladı?


Benim sahneyle ilişkim çok küçük yaşta başladı; üç yaşımdan beri bale yapıyorum. Bale disiplini her zaman hayatımın merkezindeydi. Üniversite yıllarında ise elektronik müziğe güçlü bir ilgi duymaya başladım. Konserlere, setlere ve farklı sahne deneyimlerine gittikçe DJ’lik yapmak istediğimi fark ettim. Çeşitli mekân ve festivallerde DJ’lik yaparken bale ve elektronik müziğin aslında birbirine çok uzak değil, tam tersine ritim, duygu ve ifade açısından birbirini tamamlayan iki dünya olduğunu gördüm.


2. Technoballet fikri nasıl ortaya çıktı?


Technoballet, balenin fiziksel gücüyle technonun duygusal ve dinamik ritmini birleştirme fikrinden doğdu. Bale genelde klasik müzikle düşünülüyor ama ben elektronik müzikle de aynı yoğunlukta bir anlatım kurulabileceğini hissettim. İkisi birlikte mümkün mü diye evde kendi kendime deniyordum. İkisi de sözsüz ama çok şey anlatabiliyor. Bu yüzden “Neden baleyi elektronik müzikle sahnelemiyoruz?” sorusu Technoballet’in başlangıcı oldu.



3. Technoballet’te bir performansın hazırlık süreci nasıl ilerliyor?


Önce konseptin duygusunu ve müzikal dünyasını kuruyoruz. Ardından set, koreografi, kostüm, sahne akışı, görseller ve ışık dili birlikte şekilleniyor. Technoballet sadece bir dans performansı değil; DJ performansı, bale, görsel dünya ve seyirci deneyiminin birleştiği disiplinler arası bir sahne işi. Her performansta aynı şeyi tekrar etmek yerine yeni müzikler, yeni koreografi ve yeni atmosfer yaratmaya çalışıyoruz.


4. Hem dansçı hem DJ olarak sahnede yer almak performans anlayışını nasıl etkiliyor?


Bu, bana tüm performans boyunca hâkimiyet kurabilme alanı açıyor. Seyircinin beklentisini biliyorum; dans, enerji ve müzik bütünlüğünü aynı anda kurabiliyorum. Bu yüzden Technoballet’te DJ kabini sadece müziğin çalındığı yer değil, performansın bir parçası. Müziği, dansı ve seyircinin enerjisini aynı anda yönetmek benim için performansın en güçlü tarafı.



5. Sıradaki performansınızla ilgili detayları bizimle paylaşır mısın?


Sıradaki Technoballet performansı 5 Haziran’da Frankhan’da gerçekleşecek. Bu kez yeni koreografi ve yeni müziklerle, önceki performanstan farklı bir atmosfer hazırlıyoruz. Etkinlik ayakta gerçekleşecek; yani izleyici sadece oturup izleyen değil, ritmin ve sahnenin enerjisine dâhil olan bir parça olacak. Gece boyunca elektronik müzik, bale, dijital sanat ve festival atmosferi bir araya gelecek. Biletler Biletino’da satışta.


6. Technoballet’in bundan sonraki yolculuğu için nasıl bir hayalin var?


Ben Technoballet’in tek bir performans olarak kalmasını değil, büyüyen bir sahne dili olacağını biliyorum. Hedefim bu akımın öncülerinden olmak. Her performansta değişen, gelişen, farklı şehirlerde ve farklı sahnelerde yeniden doğan bir konsept olmasını istiyorum. Hedefim, baleyi daha dinamik, daha güçlü ve çağdaş bir forma taşırken elektronik müziğin özgür ruhuyla birleşen uluslararası bir Technoballet dünyası yaratmak.



İrem Ertürk’le yaptığımız bu söyleşi, Technoballet’in yalnızca sahnede izlenen bir performans olmadığını, arkasında ciddi bir emek, disiplin ve hayal gücü taşıdığını bir kez daha gösterdi. Bale gibi köklü ve teknik bir sanat dalını elektronik müziğin enerjisiyle buluşturmak, hem cesaret hem de güçlü bir sahne vizyonu gerektiriyor.


Technoballet’in bundan sonraki yolculuğunda daha geniş kitlelere ulaşmasını, farklı sahnelerde kendine yer açmasını ve Türkiye’den çıkan özgün bir performans dili olarak büyümesini diliyorum. İrem Ertürk’e bu söyleşi için vakit ayırdığı, hikâyesini ve hayalini bizimle paylaştığı için teşekkür ediyorum. Onun sahneye taşıdığı bu birleşimin, izleyicide yeni kapılar açacağına inanıyorum.


UĞUR YELMEZ

Yorumlar


  • Instagram

@gokyuzuguncesiblog

© Gökyüzü Güncesi – Tüm hakları saklıdır.

bottom of page