top of page

HALİT CAN ÜNAL

Güncelleme tarihi: 14 May


Halit Can Ünal’ın “Düştüğümden Beri” adlı yeni teklisi, ilk dinleyişte karanlık ama doğrudan bir duygu taşıyor. Şarkıda yalnızca bir ayrılık ya da düşüş hâli değil, insanın zaman içinde içinden geçtiği kırılmaların izleri de hissediliyor.


Halit Can Ünal’ı merak etmemin sebeplerinden biri de müzikle birlikte oyunculuk geçmişinin olmasıydı. Çünkü sahneyle kurulan bağ, bir şarkıyı yalnızca söyleme biçimini değil, o şarkının duygusunu taşıma şeklini de etkiliyor. Onun cevaplarında da bunu görmek mümkün. Müziğe başlama hikâyesinden “Düştüğümden Beri”nin yıllar önceki ilk taslaklarına, oyunculukla müzik arasındaki bağdan yeni projelerine kadar uzanan samimi bir sohbet ortaya çıktı.


Bu söyleşide Halit Can Ünal’la hem müziğe nasıl başladığını hem “Düştüğümden Beri”nin nasıl ortaya çıktığını hem de bundan sonra onu hangi üretimlerde görebileceğimizi konuştuk.



Halit Bey, müziğe nasıl başladınız?


Genelde bu soru sorulunca insanlar derler ya, “Çocukluğumda çatal kaşıkla ritim tutuyormuşum” falan diye, benimki biraz farklı gelişti. Liseden beri gitar çalıp biraz biraz şarkı söylüyordum ama müzisyen olmak gibi bir hedefim hiç yoktu. İlk aşkım tiyatroydu benim.


Sonra 20’lerin ortasında hüsranla sonuçlanan bir ilişkim oldu. Okuldan yeni mezun olmuşum, terk edilmişim, iş yok, elde var sıfır. Kendimi berbat hissediyordum. Sonra bu berbatlığın ortasında bazı ufak anlarda o “hayat berbat” duygusunu hissetmediğim anlar da olduğunu fark ettim.


“O anlarda ne yapıyorum da o kadar berbat hissetmiyorum?” diye kendime sorduğumda bu anların hep müzikle uğraştığım anlar olduğunu fark ettim. O zaman kendime dedim ki: “Madem öyle, bunu daha sık yapmalıyım.” Oradan başlayan hikâye buralara kadar geldi ve gelişmeye devam ediyor.


Oyunculuk geçmişinizin müzik yaparken size bir katkısı oluyor mu?


Kesinlikle oluyor. Bir kere ikisi de özünde performatif sanatlar. Bence tüm performatif sanatlar özünde sanatçının o an yaşadığı enerjiyi dinleyene ya da izleyene aktarmasıyla gerçekleşen bir büyü. İçinden çıkan enerjiyle önce kendini, sonra da izleyeni büyülüyorsun.


Aynı zamanda sahnede olduğun hâl de bir karakter aslında. Önceden tasarlanıp düşünülmüş bir şey anlamında değil. Sahnede o anın içindeyken ben sadece gündelik hayattaki Halit değilim. O Halit artı sahnedeki enerjiyle, bir simya sonucu ortaya çıkan başka bir Halit o.


Bu anlamda o anda yaratma duygusunu oyunculukta çok deneyimlediğim için sahnede müzik yaparken de rahat olabiliyorum. Bunu zaten Bartu Küçükçağlayan gibi oyunculuk çıkışlı müzisyenlerde de gözlemleyebilirsiniz.


“Düştüğümden Beri” nasıl ortaya çıktı?


Geçenlerde eski bilgisayarımdaki müzik klasörlerimi inceliyordum ve “Düştüğümden Beri”nin ilk taslaklarından birini gördüm. Tarih 2018 yazıyordu. Yani en az 8 senelik bir hikâye “Düştüğümden Beri”.


Bana bazen soruyorlar, şu ya da bu şarkıyı birine mi yazdın diye. Gerçekten hatırlamıyorum. Ya da daha doğrusu tek bir kişiden ziyade birçok ilişki ve deneyimden damıttığım ortak duyguları bir şarkı üzerinde cisimleştiriyorum. Yani bir nevi benim o dönem hissettiğim duyguların bir güncesi “Düştüğümden Beri”.



Bu şarkıda en çok hangi duyguyu anlatmak istediniz?


Bir kopuş ya da daha doğrusu kopamayış hikâyesi “Düştüğümden Beri”. “Ben yüz kere öldüm, yüz kere doğdum” derken aslında hayatta yaşadığımız dibe vuruşları ve o an içinden çıkamayacağımızı düşündüğümüz diplerden bile çıkabileceğimizin hikâyesi.


Zaten öyle olmaz mı hep? Zamanında ölüp bittiğimiz, o an bize dünyanın sonu gibi gelen şeylere yıllar sonra gülümseyerek bakabiliriz. Manevi bir ölüm ve yeniden doğuş aslında.


“Düştüğümden Beri”yi önceki teklilerinizden ayıran şey nedir?


“Hepsi benim bebeklerim :)” Aslında daha önce yayınladığım iki tekliyle ortak temalar var, içsel ve melankolik bir hava. Fakat bu şarkıda enstrüman olarak biraz daha karanlık ve underground bir sound yakaladık.


Tabii ki bunda aranjeyi yapan Burak Güngörmüş ve gitarları çalan Murat Gökmen’in çok büyük katkısı var. İkisi de şarkıya kendi imzalarını koydular ve benim ilk bestelediğim romantik ballad hâlinden, şimdiki dinlediğiniz daha karanlık ve cool hâle gelmesini sağladılar.


Ben bu şarkının hissini kendimce şöyle tanımlıyorum: “Son hız polislerden kaçarken söylenen bir aşk şarkısı.” Bonnie ve Clyde gibi.


Yakın zamanda yeni bir çalışma ya da sahne planınız var mı?


Evet, çalışmalar devam ediyor. Yakın zamanda yeni bir şarkı için kayda gireceğiz. Bir iki single’dan sonra bir albüm yayınlama planındayız. Tabii uzun bir süreç bu. Şimdilik adım adım bir sonraki şarkıyı üretmeye odaklanıyoruz.


Sahneyle ilgili de birtakım planlar var. Farklı müzik türlerinden gelen müzisyenlerle bir performans üzerine çalışmaya başlayacağız diyerek küçük bir tüyo bırakayım.



Halit Can Ünal’a bu söyleşi için vakit ayırdığı ve sorularımı içtenlikle yanıtladığı için teşekkür ederim.


“Düştüğümden Beri”nin arkasındaki hikâyeyi dinlemek, şarkıyı benim için daha anlamlı bir yere taşıdı. Halit Bey’in anlattıklarında, bir şarkının bazen tek bir kişiden ya da tek bir olaydan değil, yıllara yayılan duygulardan doğabileceğini görüyoruz. Bu da parçayı yalnızca bir tekli olmaktan çıkarıp daha kişisel bir anlatıya dönüştürüyor.


Halit Can Ünal’ın üretiminde dikkat çeken taraflardan biri de sahneyle, hikâyeyle ve duyguyla kurduğu bağ. Müziğe yaklaşımında oyunculuk geçmişinin izleri, şarkılarında ise içten ve abartısız bir anlatım var. Bundan sonra hem müzikte hem de sahnede yapacağı işleri merakla takip edeceğim.


UĞUR YELMEZ

Yorumlar


  • Instagram

@gokyuzuguncesiblog

© Gökyüzü Güncesi – Tüm hakları saklıdır.

bottom of page