top of page

GÖKYÜZÜ GÜNCESİ NEDİR

Gökyüzü Güncesi Logo

GÖKYÜZÜ GÜNCESİ NEDİR

Gökyüzü Güncesi, yalnızca izlediğim oyunları, filmleri, dizileri ya da okuduğum kitapları yazdığım bir blog değil. Burası zamanla benim için daha geniş bir alana dönüştü: konuşmak istediğim ama her zaman konuşacak birini bulamadığım şeyleri, benimle benzer yerden bakan insanlara ulaştırabildiğim kişisel bir dünya.


Bir tiyatro oyunundan çıktığınızda, bir film izlediğinizde ya da bir kitabın son sayfasını kapattığınızda bazen içinizde bir şey kalır. Onu hemen birine anlatmak istersiniz. Bir sahne, bir cümle, bir bakış, bir karakter, bir duygu sizi takip etmeye devam eder. Ama her zaman yanınızda o şeyi aynı merakla dinleyecek, üzerine konuşacak biri olmayabilir. Gökyüzü Güncesi biraz da bu eksiklikten doğdu.


Ben burada yalnızca “izledim” ya da “okudum” demek istemedim. Bir şey bende neden kaldı, neden beni düşündürdü, neden rahatsız etti, neden heyecanlandırdı, neden bir süre aklımdan çıkmadı; bunların peşine düşmek istedim. Bu yüzden Gökyüzü Güncesi benim için bir paylaşım alanı olduğu kadar, düşünme ve yazma alanı da.


Gökyüzü Güncesi’nin benim için bir başka anlamı da kültür-sanat etrafında ortak bir dil kurabilmek. İzlediğim bir temsili, okuduğum bir kitabı ya da düşündüğüm bir sahneyi yalnızca kendi içimde taşımak istemiyorum. Onun üzerine konuşabileceğim, başka gözlerden dinleyebileceğim, aynı merakı farklı yerlerden paylaşabileceğim insanlarla karşılaşmak istiyorum.


Bu bazen benim gibi izleyen, okuyan ve düşünen insanlarla kurulan bir bağ olabilir. Bazen sahnede izlediğim bir dansçının, bir oyuncunun ya da bir sanatçının dünyasına daha yakından bakma isteği olabilir. Bazen de üretimin içinde yer alan insanlarla, yapımcılarla, yazarlarla, yönetmenlerle ve kültür-sanatın farklı taraflarında duran kişilerle aynı zeminde buluşma çabası olabilir.


Çünkü Gökyüzü Güncesi benim için sadece yazıların yayımlandığı bir yer değil; aynı zamanda karşılaşmaların, konuşmaların ve yeni bağların mümkün olduğu bir alan. Kültür-sanatla kurduğum ilişki yalnızca izlemekle sınırlı kalmasın, zamanla konuşmaya, tanışmaya, üretmeye ve birlikte düşünmeye de açılsın istiyorum.


Burada yazdığım metinleri klasik anlamda bir eleştiri yazısı olarak görmüyorum. Kendimi bir eleştirmen olarak konumlandırmıyorum. Bir esere yukarıdan bakmak, kesin hükümler vermek, puanlamak ya da neyin iyi neyin kötü olduğunu otoriter bir yerden söylemek gibi bir amacım yok. Elbette beğendiğim, eksik bulduğum, mesafeli kaldığım şeyleri yazıyorum. Ama bunu bir hüküm vermek için değil, o eserle kurduğum bağı anlamak için yapıyorum.


Bu nedenle Gökyüzü Güncesi’nde yer alan yazılar, izlenen ya da okunan şeyin eksiksiz bir dökümü değildir. Her oyuncudan, her karakterden, her sahneden ya da her ayrıntıdan söz etmek zorunda hissetmiyorum. Bazen çok önemli bir rol, yazının merkezinde yer almayabilir. Bazen küçük bir an, kısa bir sahne ya da yan karakter bende daha güçlü bir iz bırakabilir. Bir metinde kimin ya da neyin öne çıktığı, çoğu zaman o eserle kurduğum kişisel bağın sonucudur.


Bu tercih, adı geçen kişileri yüceltmek ya da adı geçmeyenleri görmezden gelmek anlamına gelmez. Gökyüzü Güncesi’nde yazılar, tam kapsamlı bir temsil raporu gibi değil; bir izleyicinin, bir okurun, bir seyircinin zihninde ve duygusunda kalanlar üzerinden şekillenir. Bazen bir başrol değil, küçük bir jest kalır akılda. Bazen bütün hikâye değil, tek bir cümle. Bazen de sahnenin en görünür yerinde duran şey değil, kenarda sessizce duran bir ayrıntı.


Gökyüzü Güncesi’nde yazmak benim için aynı zamanda bir çalışma biçimi. Gözlem yeteneğimi geliştirmek, izlediğim ya da okuduğum şeylere daha dikkatli bakmak, yazı dilimi güçlendirmek ve düşüncelerimi daha açık ifade edebilmek için yazıyorum. Bir sahneye bakarken yalnızca olay örgüsünü değil, ışığı, bedeni, sesi, atmosferi ve bende bıraktığı duyguyu da fark etmeye çalışıyorum. Bir kitabı okurken sadece konusunu değil, içimde kalan cümleyi de önemsiyorum.


Bu sayfayı kurmamın nedenlerinden biri de özgür bir yazı alanına ihtiyaç duymamdı. Farklı dergilerde ya da başka platformlarda yazmayı denediğim zamanlar oldu. Ama çoğu zaman bir karakter sınırı, sayfa sınırı, biçim beklentisi ya da yayın çizgisiyle karşılaşabiliyorsunuz. Gökyüzü Güncesi’nde ise kendi ritmimi, kendi cümlemi, kendi uzunluğumu ve kendi bakışımı kurabiliyorum. Burası tek yazarlı, kişisel ve bağımsız bir alan.


Bu yüzden de burada yazılan her şey, öncelikle benim merakımın, ilgimin ve dünyayla kurduğum ilişkinin bir sonucu.


Gökyüzü Güncesi bir haber sitesi değil. Bir reklam alanı da değil. Bir eleştiri makamı hiç değil. Burası daha çok kültür-sanatla temas eden kişisel bir günce. Bazen bir temsilin ardından kalan duyguyu taşır, bazen bir kitabın açtığı düşünceyi, bazen bir filmin bıraktığı izi, bazen de bir sanatçının kendi yolculuğunu.


Sahne Sanatları

Sahne Sanatları bölümünde tiyatro, opera, bale ve performanslara dair yazılar yer alıyor. Bu yazılarda yalnızca “oyun ne anlatıyor?” sorusuna değil, sahnede kurulan dünyanın bana nasıl geçtiğine de bakıyorum. Oyunculuk, beden kullanımı, atmosfer, ışık, müzik, sahne dili ve izleyiciyle kurulan bağ benim için önemli. Bir temsili izlediğimde, o gece salondan çıkarken bende ne kaldığını anlamaya çalışıyorum.


Sinema & Dizi

Sinema & Dizi bölümünde izlediğim filmler ve diziler üzerine yazıyorum. Burada da amacım yalnızca konu anlatmak ya da teknik bir değerlendirme yapmak değil. Bir filmin ya da dizinin bende açtığı duyguya, karakterlerin bıraktığı etkiye, hikâyenin zihnimde nasıl yer ettiğine bakıyorum. Bazen eski bir filmle bugün arasında bağ kuruyorum, bazen bir karakterin içinden geçen şeyi anlamaya çalışıyorum, bazen de izlediğim şeyin beni neden yakaladığını yazıyorum.


Kitap

Kitap bölümünde okuduğum metinler üzerine notlar, izlenimler ve düşünceler yer alıyor. Bir kitabı benim için değerli yapan şey yalnızca konusu değil; bazen tek bir cümle, bazen bir karakterin suskunluğu, bazen de kitabın bende bıraktığı uzun yankı olabiliyor. Bu bölümde kitapları bir okur olarak, onlarla kurduğum kişisel bağ üzerinden ele alıyorum.


Gökyüzüne Bakanlar

Gökyüzüne Bakanlar, Gökyüzü Güncesi’nin söyleşi alanı. Burada sanatçılarla, üreticilerle ve kültür-sanatın içinde yer alan insanlarla yapılan söyleşiler bulunuyor. Benim için bir eseri anlamanın yollarından biri de onu ortaya çıkaran insanın sesini duymak. Bu yüzden söyleşilerde yalnızca yapılan işe değil, o işin arkasındaki emeğe, düşünceye, yolculuğa ve insana yaklaşmaya çalışıyorum.


Gökyüzü Notları

Gökyüzü Notları ise bu dünyanın daha serbest alanı. Burada bazen Gökyüzü Güncesi’nin kendisine dair yazılar, bazen kültür-sanat duyuruları, bazen de blog, yazmak, izlemek ve üretmek üzerine düşünceler yer alabilir. Bu bölüm, sitenin kendi sesini daha açık duyurabileceği bir alan olarak var.


Bir etkinlikten duyuru olarak bahsediyorsam, onu izlenim yazısı gibi sunmamaya dikkat ediyorum. Gitmediğim bir şeyi gitmişim gibi anlatmam. Davetli olarak katıldığım bir temsil olduğunda bunu açıkça belirtirim. Çünkü Gökyüzü Güncesi’nin benim için en önemli taraflarından biri, okurla kurduğu güven ilişkisi.


Yazım Süreci Üzerine

Gökyüzü Güncesi’nde yayımlanan yazıların düşüncesi, duygusu, seçimi ve değerlendirmesi bana aittir. Yazım sürecinde zaman zaman imla, akış, ifade netliği, kaynak araştırması ve metin düzenleme gibi konularda yapay zekadan destek aldığım oluyor. Bu desteği metnin sahibi olarak değil, yazıyı daha anlaşılır ve düzenli hale getiren bir araç olarak görüyorum.


Benim için önemli olan, yazının düşüncesinin, duygusunun ve yönünün bana ait olması. Yapay zeka benim yerime izlemiyor, benim yerime okumuyor, benim yerime hissetmiyor ve benim yerime karar vermiyor. Ama bazen bir metnin daha temiz, daha anlaşılır ve daha düzenli hale gelmesine yardımcı oluyor.


Bu yüzden Gökyüzü Güncesi’nde teknoloji, içeriğin sahibi değil; gerektiğinde kullanılan bir destek aracıdır. Yazıların özü, seçimi, bakış açısı ve son kararı her zaman bana aittir.


Burası Benim Dünyam

Gökyüzü Güncesi, kültür-sanatla kurduğum ilişkinin kişisel bir yansıması. Burada yazdığım her metin, izlediğim, okuduğum, düşündüğüm ve hissettiğim şeylerle kurduğum bağdan doğuyor. Bazen bir temsilin ardından, bazen bir kitabın içinde, bazen bir söyleşinin cümlelerinde, bazen de yalnızca bir düşüncenin peşinde yazıyorum.


Bu sayfa benim için yalnızca bir blog değil. Kendime açtığım özgür bir alan. Kendi sesimi denediğim, yazımı geliştirdiğim, gözlemimi güçlendirdiğim, kültür-sanatla kurduğum bağı görünür kıldığım bir yer. Aynı zamanda aynı merakı taşıyan insanlarla karşılaşabileceğim, kültür-sanat üzerine daha derin konuşmalar kurabileceğim ve zamanla üretimin farklı taraflarına da temas edebileceğim bir alan olmasını istiyorum.


Gökyüzü Güncesi, sahneye, perdeye, sayfalara ve insana bakma biçimim.


Ve en çok da şudur: Bir şeyi sevdikten, düşündükten ya da içimde taşıdıktan sonra, onu yalnız bırakmama çabam.


UĞUR YELMEZ

Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin
  • Instagram

@gokyuzuguncesiblog

© Gökyüzü Güncesi – Tüm hakları saklıdır.

bottom of page