BİR BEBEK EVİ

Gösterim bilgisi: 14-15 Kasım 2026, Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi. Yaklaşık 80 dakika sürüyor ve ara verilmiyor. 14 yaş ve üzeri için uygun olan yapım İngilizce sahneleniyor, Türkçe üstyazı kullanılıyor.
Henrik Ibsen’in Bir Bebek Evi adlı oyunu, dışarıdan kusursuz görünen bir evliliğin içindeki baskıları ve eşitsizlikleri anlatıyor. Hikayenin merkezindeki Nora, uzun yıllar boyunca kocasının beklentilerine göre hareket etmiş, neşeli ve uysal görünmesi beklenen bir kadın. Evin içindeki herkesin belirlenmiş bir rolü var ve bu roller korunduğu sürece aile düzeni sorunsuzmuş gibi görünüyor.
Ancak Nora’nın geçmişte ailesini kurtarmak amacıyla yaptığı gizli bir anlaşmanın ortaya çıkma ihtimali, evin içindeki dengeleri değiştirmeye başlıyor. Başlangıçta küçük görünen bu sır, Nora’nın evliliğini, anneliğini ve yıllardır kendisi hakkında kabul ettiği bütün düşünceleri yeniden sorgulamasına neden oluyor. Asıl mesele, geçmişte yaptığı davranıştan çok kendi hayatı üzerinde gerçekten söz sahibi olup olmadığına dönüşüyor.

Plexus Polaire topluluğunun sahneleyeceği uyarlama, oyunun adındaki “bebek” fikrini doğrudan sahnenin merkezine taşıyor. Gerçek oyuncular, insan boyutlarındaki gerçekçi kuklalarla birlikte hareket ediyor. Oyuncuyla kukla, insanla nesne ve yönetenle yönetilen arasındaki sınırlar giderek belirsizleşiyor.
Bu kuklaların yalnızca görsel olarak etkileyici bir atmosfer yaratmak amacıyla kullanılmadığını düşünüyorum. Nora’nın yıllardır başkalarının isteklerine göre şekillenen hayatı, kukla ile kuklacı arasındaki ilişki üzerinden daha görünür hale geliyor. Nora evin içinde özgürce hareket ettiğine inanırken, aslında görünmeyen iplerle kocasının ve toplumun beklentilerine bağlı olduğunu fark ediyor.
Yngvild Aspeli ve Paola Rizza’nın birlikte yönettiği yapımda kuşlar ve örümcekler de anlatının önemli parçaları arasında bulunuyor. Ibsen’in metninde Nora, kocası tarafından sık sık küçük bir kuşa benzetiliyor. Uyarlamada bu benzetme, görünmeyen bir cama çarpan kuş görüntüsüyle birleşiyor. Nora da hayatını çevreleyen sınırları ancak onlara çarpmaya başladığında görebiliyor.

Başlangıçta küçük ve fark edilmesi zor olan örümcekler ise oyun ilerledikçe büyüyerek evin içini kaplıyor. Bu görüntü, Nora’nın bastırdığı korkuların ve sıkışmışlık hissinin sahnede fiziksel bir biçime kavuşmasını sağlıyor. Tarantella dansında dev bir örümcekle karşı karşıya gelmesi, gerçekçi aile hikayesini karanlık ve tekinsiz bir masala yaklaştırıyor.
Bir Bebek Evi, tiyatro tarihinde defalarca sahnelenmiş ve farklı biçimlerde yorumlanmış bir metin. Bu nedenle yeni bir uyarlamanın yalnızca kostümleri ve dekoru değiştirmekle yetinmemesi gerekiyor. Beni bu yapımda asıl meraklandıran da kukla sanatının metnin temelindeki kontrol, özgür irade ve toplumsal rollerle doğrudan ilişki kurması.

Kuklalar burada oyuncuların yerine geçmiyor ya da sahneyi süsleyen nesneler olarak kalmıyor. Karakterlerin parçalanmış kimliklerini, aile içinde tekrar eden rolleri ve canlı görünen bir hayatın içindeki yapaylığı açığa çıkarıyor. Bu nedenle yapımın, Ibsen’in metnini daha önce okuyanlara da hikayeyle ilk kez karşılaşacak seyircilere de farklı bir deneyim sunabileceğini düşünüyorum.
Nora’nın hikayesi 19. yüzyılda yazılmış olsa da başkalarının beklentilerine göre kurulan bir hayatın içinde insanın kendisini araması güncelliğini koruyor. Tanınmış bir metni alışılmadık bir sahne diliyle yeniden görmek isteyenler için Bir Bebek Evi, festival programının en görsel ve merak uyandıran yapımlarından biri olabilir.
UĞUR YELMEZ




Yorumlar