top of page

TECHNOBALLET PRESENTS PRIMA

8 Ağu
2 dakikada okunur
Technoballet
Technoballet

Bale ile elektronik müziği aynı sahne dünyasında buluşturan Technoballet, 3 Ekim’de Zorlu PSM %100 Studio’da yeni performansı PRIMA ile seyirci karşısına çıkacak. Saat 21.00’de başlayacak gecenin merkezinde TechnoBallerina yer alırken, Hande Senocak da pre-party performansıyla programın bir parçası olacak.


Technoballet üzerine daha önce İrem Ertürk’le yaptığımız söyleşide projenin ortaya çıkışını, bale ile elektronik müzik arasında kurulan ilişkiyi ve klasik sahne anlayışının dışına çıkma fikrini konuşmuştuk. Bu nedenle PRIMA’yı anlatırken aynı hikayeyi yeniden başa sarmak yerine, projenin bugün geldiği noktaya ve bu yeni gecenin nasıl bir deneyim önerdiğine bakmak daha anlamlı geliyor.


Çünkü PRIMA’da mesele yalnızca bir DJ setinin önünde bale izlemek değil. TechnoBallerina’nın groovy ve emotional techno arasında ilerleyen setiyle balenin hareket dili aynı atmosferin parçaları haline gelecek. Müziğin kimi zaman daha hareketli, kimi zaman daha duygusal bir alana geçmesi, gecenin tek bir ritme ya da tek bir duyguya bağlı kalmayacağını düşündürüyor. Bir noktada dans pistinin enerjisi öne çıkarken, başka bir noktada sahnenin daha dramatik ve teatral tarafının belirginleşmesi hedefleniyor.


Bale denildiğinde akla hala çoğunlukla belirli bir izleme biçimi geliyor: seyircinin koltuğunda olduğu, sahneyle arasında belirgin bir mesafenin korunduğu ve performansın karşıdan izlendiği bir düzen. PRIMA ise daha en başından bu alışkanlığı değiştiriyor. Etkinlik ayakta gerçekleşecek ve seyirciler performans boyunca bulundukları alanda dans edebilecek.



Bu detay, gecenin yapısı açısından önemli. Çünkü seyirci yalnızca karşısındaki hareketi takip eden kişi olarak konumlanmıyor; aynı müziğin içinde kendi bedeniyle de var olabiliyor. Bir tarafta yıllar süren teknik çalışma ve disiplinle şekillenen bale, diğer tarafta müzikle daha serbest bir ilişki kuran seyirci... Aynı mekanda iki farklı hareket biçimi yan yana geliyor.


Bence Technoballet’in ilgi çekici taraflarından biri de tam burada ortaya çıkıyor. Baleyi günümüze uyarlamak adına onun temelini değiştirmek yerine, etrafındaki alışkanlıklarla oynamayı tercih ediyor. Mekan değişiyor, müzik değişiyor, seyircinin konumu değişiyor; fakat bale hala kendi hareket dili ve tekniğiyle bu dünyanın içinde kalıyor.


Bu durum, “klasik sanatları güncellemek” üzerine de düşünmeye değer bir alan açıyor. Bir sanat biçimini bugünün seyircisine yaklaştırmak, onu daha kolay tüketilebilir hale getirmek anlamına gelmek zorunda değil. Bazen alışılmış sunum biçiminin dışına çıkmak, farklı müziklerle ve farklı seyir deneyimleriyle karşılaşmasına izin vermek de yeterli olabiliyor.


PRIMA’nın merak uyandırdığı nokta da bence burada. Techno ile balenin birbirine ne kadar benzediğini göstermeye çalışmaktan çok, birbirinden oldukça farklı iki dünyanın aynı gecenin içinde nasıl bir arada var olabileceğini araştırıyor. Üstelik bunu yaparken seyirciyi tamamen dışarıda bırakmıyor; sahnedeki hareketle salondaki hareketin aynı müzikte buluşabileceği bir alan kuruyor.


3 Ekim’de Zorlu PSM %100 Studio’da gerçekleşecek gece, Technoballet’in bale ile elektronik müzik arasında açtığı bu alanın yeni bir adımı olacak. Benim merak ettiğim ise iki türün bir araya gelmesinden çok, PRIMA’nın o gece salonda nasıl bir atmosfer yaratacağı. Bale ile technonun aynı alanda nasıl buluşacağını deneyimlemek isteyenler için PRIMA, sezonun merak uyandıran etkinliklerinden biri olmaya aday.


UĞUR YELMEZ

Son Yazılar

Hepsini Gör

Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin
  • Instagram

@gokyuzuguncesiblog

© Gökyüzü Güncesi – Tüm hakları saklıdır.

bottom of page